İnsanlar Neden Başlamaktan Korkar?
Hayatta birçok insanın bir hayali, bir hedefi, hatta yıllardır zihninde taşıdığı bir planı vardır. Fakat çoğu zaman o planın önündeki en büyük engel imkânsızlıklar değil, başlama korkusudur.
“Ya başarısız olursam?”
“Ya insanlar ne der?”
“Ya yeterince iyi değilsem?”
“Ya başladığım şey istediğim gibi gitmezse?”
Bu sorular zihnimizde büyüdükçe, ilk adımı atmak daha da zorlaşır. Oysa çoğu zaman korktuğumuz şey başarısızlık değil; belirsizliktir.
İnsan bildiği yerde kendini güvende hisseder. Yeni bir işe başlamak, yeni bir şehirde yaşamak, girişim kurmak, bir eğitim almak ya da hayatında radikal bir karar vermek ise bizi konfor alanımızın dışına çıkarır.
İşte tam burada insanın karşısına iki seçenek çıkar:
Korkunun söylediklerini dinlemek veya hedeflerinin peşinden gitmek.
Başlamak, her şeyi bilmek değildir. Başlamak, bütün yolları görmek de değildir. Başlamak sadece ilk adımı atmaya cesaret etmektir.
Bugün başarılı gördüğümüz insanların çoğunun hikâyesinde ortak bir nokta vardır: Bir gün, korkmalarına rağmen başladılar.
Belki yeterince hazır değillerdi. Belki maddi imkânları sınırlıydı. Belki çevrelerinden destek görmediler. Belki kendilerine bile tam olarak güvenmiyorlardı.
Ama başladılar.
Çünkü insan çoğu zaman hazır olduğu için başlamaz; başladığı için hazır hale gelir.
Unutulmaması gereken bir başka gerçek de şudur: Başlamadığınız bir şeyin sonucunu hiçbir zaman öğrenemezsiniz. Denemediğiniz bir hayalin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini asla bilemezsiniz.
Belki başarısız olacaksınız.
Ama belki de hayatınızı değiştirecek o fırsat, tam da atmaya korktuğunuz ilk adımın arkasında sizi bekliyor.
Bu yüzden kendinize sürekli “Hazır mıyım?” diye sormak yerine bazen şu soruyu sormak gerekir:
“Başlamazsam, beş yıl sonra nerede olacağım?”
Çünkü bazen kaybettiğimiz şey bir fırsat değil, kendi potansiyelimizdir.
Hayat cesurlara her zaman kolay bir yol sunmaz. Fakat cesaret edenlere yeni yollar açar.
Ve belki de bugün ihtiyacınız olan şey daha fazla düşünmek değil…
Sadece başlamaktır.
