Tarihçi Yasin Gömürlü ile Millî Mücadele ve Bağımsızlık Üzerine 30 AĞUSTOS ÖZEL RÖPORTAJI
Tarihçi Yasin Gömürlü, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla Millî Mücadele’nin anlamı, Türk milletinin bağımsızlık iradesi ve gençlere düşen sorumluluklar üzerine değerlendirmelerde bulundu. Tarihe olan ilgisinin çocukluk yıllarında başladığını belirten Gömürlü, ailesinden dinlediği Millî Mücadele hatıralarının tarihçiliğe yönelmesinde önemli bir rol oynadığını ifade etti.
Kendisini tanıtan Gömürlü, “Ben Yasin Gömürlü. Topal Osman’ın yaveri olan Selah’ın torunuyum. Çocukluğum, dedemin Millî Mücadele döneminde yaşadığı kahramanlık hikâyelerini dinlemekle geçti. Bu hikâyeler sayesinde tarihe ve tarihçiliğe hep meraklı oldum.” ifadelerini kullandı. 2024 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun olduğunu belirten Gömürlü, üniversite eğitimi sırasında akademik tarih araştırmasının nasıl yapılması gerektiğini, tarihe disiplinlerarası bir bakış açısıyla yaklaşmayı ve modern tarihçiliğin yöntemlerini öğrenme fırsatı bulduğunu söyledi.
Mezuniyetinin ardından Fatma Saygın Anadolu Lisesi’nde görev yaparak öğretmenlik alanındaki bilgi ve deneyimini geliştirdiğini aktaran Gömürlü, 2026 yılında ise akademik çalışmalarını daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla sosyal medya üzerinden tarih araştırmalarını paylaşmaya başladığını belirtti. Gömürlü, bundan sonraki hedefinin daha fazla araştırmak, üretmek ve ülkesine ve milletine faydalı çalışmalar ortaya koymak olduğunu ifade etti.
Bir milleti millet yapan en önemli unsurlardan birinin tarihsel kökleri ve ortak tarih bilinci olduğunu vurgulayan Gömürlü, Türk milletinin tarih boyunca karşılaştığı zorluklara rağmen bağımsızlığından vazgeçmediğine dikkat çekti. Türklerin Anadolu’ya gelişinden itibaren burada devletler kurduğunu, yüzyıllar boyunca farklı güçlerle mücadele ederek varlığını sürdürdüğünü belirten Gömürlü, Millî Mücadele döneminin de bu bağımsızlık iradesinin en önemli örneklerinden biri olduğunu söyledi.
Kurtuluş Savaşı döneminde Türk milletinin “bitik” bir durumda olmadığını, ancak son derece ağır şartlarla karşı karşıya bulunduğunu ifade eden Gömürlü, “Beş yıl süren bir dünya savaşından çıkmış, milyonlarca insanını kaybetmiş, ekonomik olarak çökmüş ve toprakları işgal edilmişti. Fakat burada önemli bir ayrım var. Bitik olan şey Türk milleti değil, Osmanlı Devleti’nin mevcut yönetim düzeniydi. Anadolu’da ise hâlâ güçlü bir millet ve mücadele etme iradesi vardı.” dedi.
Millî Mücadele’nin yalnızca askerî bir mücadele olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Gömürlü, ekonomik ve siyasi bağımsızlığın da bu mücadelenin önemli unsurları arasında bulunduğunu söyledi. İşgalin her zaman yalnızca askerî yollarla gerçekleşmediğine dikkat çeken Gömürlü, kapitülasyonlar ve ekonomik ayrıcalıkların da bir ülkenin bağımsızlığını zayıflatabileceğini ifade etti. Yabancı şirketlerin Anadolu ekonomisindeki etkisinin bu durumun önemli örneklerinden biri olduğunu belirten Gömürlü, İzmir ve çevresindeki demiryollarının kurulmasının arkasında da ekonomik çıkarların bulunduğuna dikkat çekti.
30 Ağustos Zaferi’ne giden süreçte halkın ümidini canlı tutan en önemli unsurlardan birinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne duyulan güven olduğunu söyleyen Gömürlü, işgal kuvvetlerinin Anadolu’da gerçekleştirdiği zulümlerin de halkın Millî Mücadele etrafında daha güçlü şekilde birleşmesine neden olduğunu ifade etti. Özellikle Anadolu köylüsü açısından toprağın yalnızca üzerinde yaşanan bir yer olmadığını belirten Gömürlü, “Toprak namustur” anlayışının halkın mücadeleye bakışında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
30 Ağustos’un tek bir günde kazanılmış bir zafer olmadığının altını çizen Gömürlü, bu zaferin arkasında yıllarca süren fedakârlık, mücadele ve millet iradesinin bulunduğunu belirtti. Zaferin yalnızca askerî açıdan değil, Anadolu’da bağımsız bir Türk devletinin geleceği açısından da büyük önem taşıdığını ifade eden Gömürlü, 30 Ağustos’un kazanılmamış olması durumunda Türk milletinin bağımsızlığının çok daha ağır bir tehdit altında kalabileceğini söyledi.
Günümüzde 30 Ağustos Zaferi’nin geçmişte olduğu kadar güçlü şekilde hatırlanmadığını düşündüğünü belirten Gömürlü, bu nedenle Millî Mücadele’nin daha fazla anlatılması ve gelecek nesillere aktarılması gerektiğini vurguladı. Geçmişte yaşanan zorlukların unutulması halinde gelecekte karşılaşılabilecek zor dönemlere karşı hazırlıklı olunamayacağını ifade eden Gömürlü, günümüzün şartlarının Millî Mücadele dönemi kadar ağır olmadığını ancak bugün farklı bir mücadele alanının bulunduğunu söyledi.
Bu mücadelenin eğitim, bilim ve aydınlanma mücadelesi olduğunu belirten Gömürlü, Mustafa Kemal Atatürk’ün Millî Mücadele sonrasında Türkiye’yi bilim ve eğitim yoluyla daha ileriye taşımayı hedeflediğini ifade etti. Bu nedenle 30 Ağustos’un yalnızca geçmişte kazanılmış bir askerî zafer olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Gömürlü, zaferin aynı zamanda bağımsızlık ve çağdaşlaşma idealinin önemli bir parçası olduğunu vurguladı.
Gençlere ve çocuklara yönelik mesajını da paylaşan Gömürlü, “30 Ağustos’ta bayrağınızı sevin, vatanınızı sevin ve bilime dört elle sarılın.” dedi. Vatan sevgisi ile bilime bağlılığın birbirine zıt olmadığını belirten Gömürlü, tam tersine ülkesini seven insanların kendilerini geliştirmesi, araştırması ve üretmesi gerektiğini söyledi. Atatürk’ün hayatında da bağımsızlık mücadelesi ile eğitim, bilim ve akıl anlayışının birlikte ilerlediğine dikkat çekti.
Gömürlü, gençlerin geçmişi yalnızca övünmek için değil, geleceğe hazırlanmak için öğrenmeleri gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Manevi değerlerimizi güçlü tutmalı, geçmişte yaşadıklarımızı unutmamalıyız. Ama geçmişi sadece övünmek için değil, geleceğe hazırlanmak için öğrenmeliyiz. Çünkü tarih sadece geçmişi anlatmaz. Bize bugün kim olduğumuzu ve yarın nasıl daha güçlü olabileceğimizi de gösterir. 30 Ağustos’un bize bıraktığı en büyük miras bağımsızlıktır. Atatürk’ün bize gösterdiği en önemli yollardan biri ise bu bağımsızlığı bilimle, eğitimle taçlandırmaktır.”
