Gördüler, Sustular, Unuttular
Bazıları gerçeği gördü, bazıları susmayı seçti. Zaman geçti, vicdanlar sustu, yaşananlar unutuldu. Ama görmezden gelinen hiçbir gerçek aslında kaybolmadı.
Herkes olanları biliyordu. Kimse konuşmadı. Çünkü bazen bir toplum, gerçeğin ağırlığını taşımak yerine suskunluğa sığınmayı tercih eder. Bu suskunluk ise en çok gençleri yaralar.
Bugün en büyük sorunlarımızdan biri, gençlerin sessizce kaybolmasıdır. Fark edilmeyen duygular, duyulmayan sesler ve önemsenmeyen düşünceler… Her biri zamanla büyük bir boşluğa dönüşüyor. Gençlik sadece bir yaş aralığı değildir; hayallerin, umutların ve geleceğin adıdır. Eğer bu umutları görmezden gelirsek, aslında geleceğimizi de kaybetmiş oluruz.
Gençlere sadece ne olmaları gerektiğini söylemek yeterli değildir. Asıl önemli olan, onların ne olmak istediklerini dinlemektir. Çünkü her genç farklı bir hayal taşır, farklı bir yol yürümek ister. Onları anlamadan, dinlemeden ve değer vermeden kurulan hiçbir gelecek sağlam olmaz.
Ne yazık ki bugün birçok genç kendini yalnız, anlaşılmamış ve duyulmamış hissediyor. Bu durum zamanla daha büyük yaralara dönüşüyor. Her kayıp genç, geride gözü yaşlı aileler ve cevapsız sorular bırakıyor. Aileler çocuklarını dinlemeli, onları sadece yönlendirmemeli, gerçekten anlamaya çalışmalıdır.
Gençlere dayatmak yerine onları dinlemek, bastırmak yerine destek olmak gerekir. Çünkü gençlik, baskıyla değil anlayışla büyür. Her geçen gün bir genç daha hayata erken veda ederken, aslında hepimiz biraz daha eksiliyoruz.
Gençlerin sesini duymak, onlara omuz vermek ve yanlarında olmak bir tercih değil, bir sorumluluktur. Eğer bu sesler duyulmazsa, sadece bireyler değil, bir toplumun geleceği de sessizce kaybolur.
Unutulmamalıdır ki gençlik geleceğin mirasıdır. O mirası korumak ise hepimizin görevidir.
